İnsomnia, yeterli sürede ve dinlendirici uyku uyuyamama
hastalığıdır. Hastalığın varlığı süresince uyku saatlerinde
düzensizlik, ani gece uyanmaları, uyandıktan sonra tekrar uykuya
dalmada güçlük ve sabah çok erken saatlerde uyanma gibi belirtiler
gözlemlenir.
Düzenli uyku saatinin varlığı ve uzun süreli uyumalar, ertesi
güne dinlemiş ve çalışmaya hazır hale gelerek uyanacağımız anlamına
gelmez. Uyku ve uyuma problemleri üzerine yapılan çalışmalarda,
yetişkin bir bireyin, her gece 7-8 saat uyuması gerektiği söylenir.
Ancak bireyden bireye farklılık gösteren dinlenme süreci kişinin
uyku uyuma süresini değiştirebilir. Araştırmacılar yetişkin
bireylerin %30 ila %40'lık bir bölümünün her sene insomnia problemi
ile başa çıkmaya çalıştığını belirtmektedir.
AKUT İNSOMNİA
İnsomnia'nın kısa süreli olarak görülmesi anlamına gelir. Akut
insomnia genelde stresli bir günün ardından ya da ruhsal gerilimin
yüksek olduğu günlerde kendini gösterir. Vücut saatimiz böylesine
zor günlerde dinlenme vaktimizin geldiğini göstermekte zorlanır.
Genelde 1 ila 2 gün arası süren bu düzensizlik, kendimizi daha iyi
hissettiğimiz ana kadar devam eder. 4 haftayı bulabilen akut
insomnia bulguları vardır.
KRONİK İNSOMNİA
1 ay veya daha fazla süren uyku düzensizliğine kronik insomnia
denir. Yetişkinlerin %10-15'lik gibi büyük bir bölümü kronik
insomnia'dan şikayetçidir. Akut insomnia'ya nazaran kronik insomnia,
doktor yardımı gerektirir. Bu tarz bir rahatsızlığın ana sebebi
genellikle büyük çapta bir depresyonun varlığıdır.
Yeterli sürede ve derin uyumak bireyin sağlıklı ve mutlu bir
yaşam sürdürebilmesi için oldukça önemlidir. Tıbbi araştırmalar
özellikle kronik insomnia hastalığının bireyde davranış bozuklukları
yarattığını açıklar. Gündüz devamlı uyku halinin varlığı, bunu
takiben bazı rahatsızlıklar, enerji azalması, isteksizlik ve
konsantrasyon zorluğu gibi günlük hayatı zorlaştıran belirtilerinin
varlığı bilinmektedir. Tüm bunların varlığı kişiyi negatif etkiler
altında bırakır, memnuniyetsizlik kendini gösterir ve
başarısızlıklar birbirini kovalar. İnsomnia hastalığı kişinin
psikolojik yapısı üzerinde oldukça büyük sorunlara neden olur.
Trafik kazalarının birincil nedenleri arasında yer alan
dikkatsizlik, dalgınlık, refleks azalması insomnia kaynaklı
olabilir.
Hayatımızı zorlaştıran Akut ve Kronik İnsomnia hastalığının
oluşma sebeplerini sıralayalım.
·Akut
İnsomnia da
·Stres
·Çevresel
rahatsızlıklar (gürültü veya çok sıcak - çok soğuğa maruz kalmak)
·Normal
uyku düzeninin bozulması ( Seyahat veya yeni doğmuş bir bebek)
·Çeşitli
rahatsızlıklar nedeniyle ilaç kullanımı
Kronik
insomnia hastalığının ortaya çıkış nedeni Akut insomnia dan farklı
olarak ruhsal gerginliğin yanında kronik hastalıklar da neden
olabiliyor.
·Astım
·Kronik
vücut ağrıları
·Kalp
çarpıntıları
·Kronik
stres
·
Depresyon.
Ne zaman doktora gidilmeli?
Akut insomnia genellikle herhangi bir tıbbi yardım
gerektirmez. Kişi ruhsal gerginliğini yenebildiği anda genellikle
kendi kendine çözülebilen bir tür uyku problemidir. Birey bu sorunu
kendi başına da çözebilir. Ancak bu demek değildir ki; akut insomnia
ciddiye alınmamalıdır. Eğer uykusuzluk birkaç geceden daha uzun
sürüyor ve bünyeyi rahatsız ediyorsa, gün içinde gergin, uykusuz ve
dikkatsiz bir tablo çizilmeye başlandı ise bu problem tıbbi yardım
gerektirir. Bir hekim ile birlikte incelenmelidir. Akut insomnia
dikkate alınmazsa, vücut tarafından tanımlanır ve kronik insomnia'ya
dönüşebilir.
İnsomnia'nın Tedavisi
Doktor ve birey tarafından atılacak en önemli adım, ilk olarak
uykusuzluk sorununun sebeplerinin araştırılması olmalıdır. Birçok
İnsomnia vakasında, ruhsal gerginliklerin yanında, sağlık
problemlerinin varlığı da önemli yer tutar. Depresyon, stres, zor
uyuma ve nefes alma zorlukları İnsomania'nın sıklıkla görülen
nedenleri arasındadır. Uykusuzluğun önüne geçmek için çeşitli
meditasyonlar ve uyku saati değiştirme yolları önerilebilir.
Amerikan Tıp Birliğinin yapmış olduğu bir araştırmaya göre 65
yaşındaki toplam 78 hasta, 8 hafta boyunca ilaç tedavisi veya
psikolojik tedavi ya da her iki tür tedaviye tabi tutulmuştur.
Hastalar 2 yıl sonra tekrar incelendiğinde uykusuzluk problemin de
en başarılı tedavinin psikolojik tedavi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu
sadece psikoterapinin yeterli olduğu anlamına gelmemelidir. Bireyin
insomnia ile savaşında en doğru uygulama, yapılacak tıbbi
incelemeler sonucunda ortaya çıkacaktır.
Davranışlara
Müdahale etme:
Doktorlar, insomnia ile başa çıkmak için davranışlara müdahale
yolunu kullanırken, uykusuzluğa karşı bireyin günlük davranışlarını
ve tutumlarını değiştirmeye yönlendirmektedirler.
Uyarıcı Kontrolü:
Uyarıcı kontrolü, bireyin uyumasını engelleyen ve tetik görevi
gören tüm aktivitelerin azaltılmasıdır. Amaç, kişiyi yatak odası ve
uyku arasındaki bağa inandırmaktır. Örneğin kişi yatak odasını
televizyon seyretmek, çalışmalarına devam etmek, kitap okuyup, yemek
yemek gibi başka işlerinde de kullanıyorsa bu alışkanlıklardan
bireyi uzaklaştırmak gerekir. Bir süre sonra kişi yatak odasına,
sadece uyumak için gidebileceği alışkanlığı kazanır. Yatağa
girdiğinde uykuya dalması kolaylaşır. Uzmanlar, uyumak için kişinin
kendisini zorlamaması gerektiğini savunuyorlar ve " yatağa girdikten
15-20 dakika sonra bile hala uykunuz gelmemişse, başka bir odaya
gidin ve uykunuzun gelmesini bekleyin." Tavsiyesinde bulunuyorlar.
Rahatlama
Teknikleri:
Uyumadan önce yapılacak derin nefes egzersizleri, meditasyon
ve hafif kas açma hareketleri, zihni rahatlatacak, kasları
gevşetecek ve günün stresini atmanıza yardımcı olacaktır.
Uyku ve uyanma
düzenini ayarlamak:
İnsanlar genel olarak her gece aynı saate yatıp, aynı satte
kalkarlar. Bu tarz bir uyku düzeni oluşturmak gündüz yorgunluğu ve
gündüz uykularını en aza indirecektir. Gün içinde mutlaka uyunması
gerekiyorsa, bu süre 30 dakikayı geçmemelidir.
İnsomnia'nın
İlaçla Tedavisi:
Yaşam tarzının ve davranışların değişmesine ek olarak
insomnia'dan kurtulmak için ilaç tedavisi de önerilebilir. İlaç
tedavisinin başında kişiyi rahatlatıcı özelliğine sahip ilaçların
kullanımı tavsiye edilir. Bu tür tedavi tipine vücudun alışması ve
bir sonraki kullanımda aynı etkiyi gösteremeyeceği olasılığının
yüksek olması tedavi sürecinin kısa olmasına neden olur. Ortalama 3-
4 haftayı kapsayan bir süreç hekim tarafından düzenlenir. Hekim
tarafından tavsiye edilen ilaç, doktor kontrolü dışında kesilmemeli
ve yine doktor kontrolü dışında yüksek dozlara çıkılmamalıdır. Tıbbi
yardım alırken eğer hekiminiz ilaç kullanımını uygun gördü ise
konuşma sırasında hamile olup olmadığınızı, işinizin ne kadar dikkat
gerektirdiğini yada ne sıklıkla araba kullandığınızı size sorabilir.
Tedavinin doğru düzenlenebilmesi için bu gerekli bilgileri
hekiminize iletiniz.
Uyku problemlerinin fiziksel ve ruhsal birçok nedeni
olabiliyor. Günlük hayatımızda yaşadığımız üzücü olaylar bile gece
uykumuzda peşimizi bırakmıyor. Bu tür ruhsal gerginliklerin yanında
fiziksel problemler de düzensiz uykuya neden olabilir.
Bir çok insanın hoşlanmadığı durum horlama da uyku
düzensizliklerine neden olabiliyor.
-Hipersomnia/Aşırı Uyku
Hipersomnia Nedir?
Hipersomnia aşırı uyku uyuma ve aşırı gündüz uyku gereksinimleri
ile kendini gösterir. İnsomniaya göre daha nadir görülmektedir.
Hipersomniaya narkolepsi yol açabilmekte ve madde kullanım bozukluğu
da hipersomniada etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Hipersomnia
normal uyku-uyuma düzeninin bozulması ile ortaya çıkar. Birey uyanık
kalabilmek için çaba sarfeder, kısa süreli bile olsa yatağa girerek
uyumalar ve normal kalınan sürenin dışında yatakta kalma ile kendini
gösterir.
Hipersomnia belirtileri:
Hergün uyku zamanlarının uzaması
en az 1 ay boyunca süren uyku hali,
Aşırı uykulu olma durumu,
Hipersomnianın bir genel tıbbi
durum ya da kullanılan bir ilaçın yan etkisinden bağımsız olarak
ortaya çıkması,
Hipersomnianın mutlaka bir beyin
sendromuyla ortaya çıkmaması,
Aşırı uykulu olma durumu kişinin
mesleki ve toplumsal düzenini bozmaktadır.
Tedavisi:
Hipersomnia genetik özellikler taşımaktadır. Tedavisi mümkün olan
Hipersomnia tedavisinde sabah ve ya akşam uygulanacak amfetamin gibi
uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Hipersomniadan sorumlu en yaygın
durumlar ve klinik tablolar; Narkolepsi ve Uyku Apnesidir.
a ) Narkolepsi: Aşırı gündüz uykusu çekme durumu ve en az 3
aydır devam eden günlük REM uykusundaki anormal bulguları
içermektedir. Narkolepsi uyku mekanizmasında özellikle de REM
yaşanan mekanizmadaki anormalliktir. En yaygın belirti uyku
ataklarıdır. Hasta uykuya geçişini engelleyemez. Narkolepsi çok
yaygın bir hastalık değildir. Genetik özellikler taşımaktadır.
Narkolepsi belirtileri:
En az 3 ay süreyle karşı
konulamaz ve engellenemez uyku atakları ve uyku ya geçmeler,
Narkolepsi genel bir fizyolojik
duruma bir madde bağımlılığına ve ya ilç kullanımına bağlı
değildir.
Tedavisi:
Narkolepsi her yaşta görülebilen bir rahatsızlıktır. Ancak en çok
genç erişkinlikte ve 30 yaşından önce görülmektedir. Narkolepsinin
en önemli yönü kişinin uykuya dalışı engelleyememesi ve karşı
koyamaması nedeniyle otomobil ve endüstri makineleri kullanırken ani
kazaları meydana getirici nitelikte olmasıdır. Narkoleptik hastalar
uykuya hızlıca daldıklarını ancak çok sık uyku bölünmesi
yaşadıklarını ifade ederler. Katapleksi denilen düşme şeklinde
ataklar, uyku başlangıcında ve uyanırken ortaya çıkan kısa süreli
felçler, halk arasında karabasan denilen bir ağırlık hali, uykuya
geçerken oluşan halüsinasyonlar ve hayaller bu klinik tabloya eşlik
eder. Tedavisi mümkün bir hastalıktır. Tedavisinde günün
sistemlenmiş saatlerinde uygulanan kestirmeler yardımcı olmaktadır.
Tedavide bazen ilaca dahi gerek duyulmamaktadır. İlaç tedavisinde
amfetamin gibi uyarıcılar yararlı olmakla birlikte özellikle
katalepside antidepresanlarla kombinasyonda fayda vardır.
b ) Uyku Apnesi: Uyku sırasında çok sayıda genellikle 30'dan
fazla, kısa süreli
(10 saniyeden az) solunum durması (apne) ile seyreden uyku
bozukluğudur. Normal kişilerde de, uyku sırasında az sayıda solunum
durması atakları olabilir.
İki ana tipi vardır.
Birincisi solunum yollarını engelleyen olaylarla birlikte olan
mekanik uyku apnesidir. Büyük bademcikler, burundaki deviasyon, çene
anormallikleri, üst solunum yolu enfeksiyonları en önemli mekanik
uyku apnesi nedenleridir.
İkinci neden ise merkezi uyku apnesidir. Daha çok beyin sapı denilen
bölgenin hastalıkları bu tür uyku apnesine yol açar. Uyku apneli
hastalarda, şişmanlık, apneleri arttırabilir. Bazen şişmanlık, tek
başına bu apnelerin nedeni olabilir. Horlama yine uyku apneli
hastalarda sık görülen bir bulgudur. Diğer bir bulgu ise gün
içindeki aşırı uyku halidir. Öncelikle solunum yollarını daraltan
veya tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır.
Tedavisi:
Şişman hastalar, zayıflatıcı diyet programına alınmalı, varsa uyku
apnesinin diğer nedenleri ortadan kaldırılmalıdır. Bunlarla sonuç
alınamayan hastalarda, solunum yollarına devamlı pozitif basınç
veren aygıtlarla tedavi gibi diğer yöntemler kullanılır.
Uyku apnesi en basit tanımıyla uyurken hava akımının burun ya da
ağızda 10 saniye ve üstü bir süre kadar durmasıdır. Bir kişide uyku
apnesi olduğunu anlamak için saatte 5 apne veya gece boyu 30 apne
yaşaması gerekir. Uyku apnesi tehlikeli bir hastalıktır. Bazı
sebepsiz ölümlerin, çocuk ve bebek ölümlerinin sebebi olduğu
düşünülür. Son dönemde yapılan araştırmalar Hipersomnia incelemesi
yapılan hastaların % 40'ının Uyku Apnesinden yakındığını ortaya
çıkarmıştır.
-Parasomnia/ Uyku İle ilgili Bozukluklar
PARASOMNİA
·Huzursuz Bacak Sendromu
·Diş Gıcırdatması ( Bruksizm )
·Uyurgezerlik
·Gece ( Uyku ) Terörü
·Kabuslar
·Gece Korkuları
·Yatak Islatma ( Enürezis Nokturna )
HUZURSUZ
BACAK SENDROMU
Huzursuz
bacak hastalığı genellikle ergen kişilerde görülür. Olguları üçte
biri ailevi özellik gösterir. Hastalar genellikle yattıklarında
ayaklarında huzursuzluk hissederler. Ayaklarını hareket ettirerek,
bazen kalkıp dolaşarak bu huzursuzluğu gidermeye çalışırlar. Bunlar
hastada kısa bir süre rahatlık sağlar. Hastada uykuya geçmede
zorluk, kesintili uyku gibi uyku bozukluklarına yol açar. Bu nedenle
tedavisi gerekir.
Bacaklarda ortaya çıkan tam olarak tarif edilemeyen ve uykuya
dalmaya engel olan garip his yaşatan uyku hastalığıdır. Ağrı,
karıncalanma, uyuşma ve ya çekilme şeklinde ortaya çıkan huzursuz
bacak sendromu hastaların uykuya dalmalarında son derece büyük
zorluk yaratır. Hastalar yataklarından kalkıp dolaşmak isterler, Bu
his gece uyanmalarına ve uykuya dalma zorluğuna yol açar. Hastalar
uzun süreli yolculuk ve istirahatten rahatsızlık duyarlar.
Her yüz kişinin 3'ünde görülen rahatsızlık, yaş ilerledikçe
şiddetlenmektedir. Romatizma ile karıştırılabilmektedir. Hastalara
uygulanan EMG' lerde fizyolojik durumlara rastlanmamıştır. Huzursuz
bacak sendromuna en çok şeker hastalığı, gebelik, kansızlık. neden
gibi gösterilse de pek bir nedene bağlanamamıştır.
Genellikle kronik seyirli ve tedavi edilmezse hayat boyu devam
eden bir hastalıktır. % 40 oranında 20 yaşından önce çıkan hastalık
yıllar itibariyle şiddetlenir.
BRUKSİZM
Belirtileri:
Uyku sırasında dişleri sıkmak, gıcırdatmak ve ya çeneyi
kenetlemektir. Diş gıcırdatma normal olmayan bir durumdur. Çok
şiddetli bir ses ortaya çıkar. Diş gıcırdatma dişlere son derece
zarar verir. Diş mineleri zarar görür, diş boyları kısalabilir,
hatta kiste yol açabilir. Bunlarla beraber çene eklemindeki kıkırdak
doku zarar görür.
Diş gıcırdatmasının en önemli sebebi, stres, gerilim ve kaygıdır.
Hem gece hem gündüz uykusunda görülebilir. Diş gıcırdatma uykunun
ilk evrelerinde ortaya çıkar. Aslında hafif dereceli diş gıcırtısı
pek çok kişide görülebilir. Ancak şiddetli diş gıcırtısı her 1000
erişkinin 3'ünde görülür. Diş gıcırdatması yaşayan hastaların
çiğneme kasları çok gelişmiştir. Hasta diş gıcırdattığının
genellikle kendi farkına varmaz. Stres ve depresyonla beraber
artmaktadır.
Tedavisi:
Dişlerin fiziksel ve estetik yapısını bozacağından dolayı bu
hastalığa önem verilmesi ve stres kaynağının tedavi edilmesi
gerekmektedir. Uykudayken eğer çene ağrısı yoksa fark edilmez.
Tedavi daha çok diş hekimleriyle sürdürülür.
UYURGEZERLİK
Belirtileri:
·
Genellikle uykunun ilk devresinde ortaya çıkmaktadır. Uyku sırasında
yataktan kalkma ve gezinme olarak tanımlanabilir
·Kişi
uyurgezerken boş boş ve gözünü dikerek bakar. Başkalarıyla iletişime
geçmez, tepkisizdir.
·
Uyurgezer çok zor uyandırılır
·
Uyurgezerin uyandıktan sonra davranışlarında bir anarmallik olmaz.
·
Uyurgezerlik belli bir fizyolojik rahatsızlığa bağlı değildir
·
Uyurgezerlik bir madde kullanımına ve ya ilaç kullanımına bağlı
değildir
·
Uyurgezerlik kişinin toplumsal ve mesleki yaşantısını zorlaştırır.
Uyurgezerlik bir dizi kompleks davranıştan oluşur. Uyurgezerlik
bilinçsizce ve hatırlamadan yatağı terk etme ve yürümeye başlamadır.
Hasta ayağa kalkar, yürüme, banyoya gitme, giyinme, konuşma, çığlık
atma hatta araba kullanma gibi hareketler yapar. Davranış bazen
uyanarak sonuçlanırken, genellikle yatağa geri dönmeyle son bulur.
Çocuklarda daha sık görülen uyurgezerlik; 5-8 yaşlarında ortaya
çıkar ve erkek çocuklarda kızlardan daha yaygındır. Uyurgezerlik
nörolojik tabanlı da olabilir. Stresli dönemlerde artmaktadır. Aşırı
yorgunluk uyurgezerliğin şiddetini arttırır. Uyurgezerlik önemli bir
rahatsızlıktır çünkü kaza, yaralanma, camdan düşme. ile sonuçlanması
çok tehlikelidir.
Tedavisi:
En başarılı tedavi ilaç tedavisi olup stres kaynağıyla ilgili
psikoterapi de faydalı sonuç verir.
GECE TERÖRÜ, KABUSLAR, GECE KORKULARI
Kabus:
Kabus
bireyin korkuyla uyanmasına yol açan uzun ve korkulu rüyalardır.
Kabuslar diğer rüyalar gibi her zaman REM uykusunda oluşur.
Genellikle uykunun ilerleyen REM safhasında görülmektedir.
Erişkinlerin % 50'si kabus görmektedir. Bazı kişilerde yaşam boyu
kabus görmek sık gerçekleşirken, bazılarında ise bazı hastalık ve
stres dönemlerinde gerçekleşmektedir.
Belirtileri:
·Uykulardan, kişinin güvenliğine, yaşamına, varlığına tehdit içeren
uzun süreli ve ileri derecede korku içeren rüyalar görerek uykunun
sürekli kesilmesi
·Kişi kabus görerek uyanmışsa bu tam bir uyanma olur
·Kabuslar çok gergin, kaygılı ve sorunlu günlerde artmaktadır.
Depresyon, Posttravmatik Stres Bozukluğu ve Deliryum Vakalarında
sıklaşmaktadır.
·Kabuslar genel bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine
bağlı olarak ortaya çıkmazlar
·Kabus görerek güne başlama, kişinin mesleki ve toplumsal düzenini
olumsuz etkiler.
Tedavisi:
Kabus
Bozuklukları için kendine has bir takım tedavi yöntemleri
kullanılmaz. Kabus bozuklukları genellikle özgül bir tedavi
gerektirmemektedir. Sorunun kaynağının tedavisine yönelik
yaklaşımlar daha endikedir. Tirisiklik ilaçlar REM uykusunu
baskıladığından kabus görmeyi de baskılayabilmektedirler.
Gece
Terörü:
Belirtileri:
Uykunun ilk birkaç saati
içinde bir rüya olmaksızın kişinin birden büyük bir korku ile
bağırarak uyanma nöbetidir. Yoğun bir korku ve panik nöbeti ve buna
bağlı çarpıntı, titreme, terleme gibi belirtiler vardır. Bu bozukluk
4 - 12 yaşlar arasında başlar ve çocukluk döneminin sonlarında
kaybolur. Erişkinlerde bunaltı bozukluğu olan kişilerde görülebilir.
Gece
terörü genellikle uykunun ilk yarısı ve ya ilk 1/3 'lük kısmında
meydana gelir. Birey genellikle kendinde değil ve tam bir uyanıklık
halinde değildir. Sabah uyanınca gece yaşananlar hatırlanmayabilir
ve gece terörü diye adlandırdığımız durum meydana geldikten sonra 5
dakika içerisinde uykuya dalınabilir.
Tedavisi:
Gece
Terörü sıklıkla çocuklarda görülmektedir. Öncelikle bir uzman
tarafından gece terörüne yol açan kaygı ya da diğer psikolojik
etkenler ortaya çıkarılmalı ve psikoterapiyla sorunun kaynağına
inilmelidir. Gece Terörü tehlikeli bir hastalıktır. Çünkü sendrom
esnasında yaşanan panik nöbetlerinde çocuğun yatağa çarpmasına ve
yaralanmasına sebep olabilir.
Gece
Korkuları ( Uykuda Korku Bozukluğu ):
Belirtileri:
·Genellikle uyku döneminin ilk 1/3 'lük döneminde ortaya çıkan
sebepsiz ve yersiz bir korku içinde çığlık atma gibi davranışlarla
yinelenen durumdur.
·Kan basıncında artış, aşırı terleme, soluk kesilmesi, soluğun
hızlanması görülür.
·Çevredekilerin yardım çabalarına karşı birey son derece tepkisizdir.
·Bu bozukluk, madde kullanımı, ilaç kullanımı, ya da genel bir tıbbi
durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
Tipik
olarak gece korkusu yaşayanlar korkulu bir ifade ile yatakta oturur,
çığlıklar atar ve korkuyla uyanırlar. Gece korkusu yaşandıktan sonra
hasta hemen uykuya da dalabilir. Uyurgezerlikle polisomnografik
anlamda benzerlikleri saptanmıştır. Çocukların % 4'ünde görülen gece
korkuları erkek çocuklarda kız çocuklardan daha sık görülür ve
genetik yönü bulunmaktadır.
Tedavisi:
Uykuda gece
korkularının sık tekrarlaması mutlaka tedavi gerektirmektedir. Çünkü
uykunun kalitesini düşürmektedir. Stres ve kaygı kaynağına inmek
endikedir. Psikoterapi daha yararlı görülmektedir ancak küçük
dozlarda ilaç alımı da atakları ortadan kaldırabilmektedir.
ENÜREZİS NOKTURNA ( YATAK ISLATMA )
Enürezis
istemsiz ya da istemli olarak idrarın giysilere ve ya yatağa
bırakılmasıdır. Enürezis tanısının konması için hastada 5 yaşa
erişmiş olunması aranır. Bununla beraber en az 3 aydır ve haftada 3
kez tekrarlanan bir idrar bırakımı enürezisi çağrıştırır.
Belirtileri:
·Yatağa ve ya giysilere istemli ya da istemsiz olarak yineleyici bir
şekilde idrar bırakılması,
·En az 3 ay boyunca ve haftada 3 kez yatağa ve ya giysilere idrar
bırakılması,
·Yaşın 5 ve yukarısında olması
·Enürezis, bir maddenin ya da genel bir tıbbi durumun doğrudan
fizyolojik etkilerinden bağımsız bir idrar bırakmadır.
Çocuğun
gelecek yaşantısında izler bırakabilecek bir durumdur. İstemli
yapılan idrar bırakmanın altında daha çok kardeş kıskançlığı,
isteklerinin yerine getirilmemesi yatarken, istemsiz de da ha çok
kaygı, korku endişe ve bilinçaltı faktörler söz konusudur.
Tedavi
edilmesi şart olan enürezis en çok 5 yaş sonrası % 8 oranında
görülmektedir. 14 yaşında % 2 oranında görülen enürezis erişkinlerin
% 1'inde görülmekte ve yaşın ilerlemesiyle birlikte bu oran
düşmektedir.
Enürezis
tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olup, hastalık döneminde
hastaların duygusal, sosyal kaygıları artar, benlik imajı ve saygısı
zedelenir, sosyal gerilim, utangaçlık, aile içi çatışma ve utanç
durumu artar.
Tedavisi:
Tuvalet
Eğitimi: Daha hiç enürezise rastlamadan verilecek bir tuvalet
eğitimi enürezisin ortaya çıkmasını azaltacaktır. Ancak ortaya
çıktıktan sonra da sıvının tuvalete atılmasıyla ilgili girişilecek
eğitim süreci ve pekiştirici ödüller faydalı olabilmektedir.
Psikoterapi:
Özellikle istemsiz ve tabi istemli idrar bırakmanın kaynağına inmek,
oluşan bilişsel süreci saptamak ve doğru düşünce metodlarını
aktarabilmek için şarttır. Psikoterapi enürezis sonrası oluşan
duygusal ve sosyal harabetin giderilmesinde de etkindir.
İlaç Tedavisi:
Enürezis tedavisinde ilaç daha seyrek kullanılmalıdır. Özellikle
çocukluk dönemi enürezisinde ilaç daha az tercih edilmelidir. İlaç
tedavisinin başlamasıyla enüretik hastaların % 30'u kuru kalır, ve %
85'i tedavi öncesine göre daha az idrar bırakır. Ancak ilaç
kesilince enürezis genellikle 1 ay içinde ortaya çıkar.
Davranış
Terapisi: Bu yöntem önemlidir. Çünkü tedavi sonrası hastaların %
50'sinde tam kuruluk sağlanır. Burada çocuk pedi ve zil (sinyal )
düzeneğiyle oluşmuş klasik koşullandırma yöntemidir. Uyumadan önce
idrar çıkış saatleri belirlemek ve idrarı tuvalete bıraktıkça ödül
koymak da enüreziste kullanılan bir davranış terapisidir ve
endikedir.