Türkiye'de 15 milyon psikiyatri
hastası olmasına rağmen ( Yani her 5 kişiden 1'inin ciddi ve
gerçek bir psikiyatrik bozuklukla karşı karşıya olmasına rağmen
) ülkemizde 1200 civarında uzman psikiyatrist, 9000 yatak
bulunmaktadır. Aşağı yukarı 70.000 kişiye bir psikiyatrist
düşmekte, 10.000 kişiye 1,2 yatak düşmektedir. AB ülkelerinde
ortalama 100 hastaya 10 doktor düşmektedir.
15 milyon psikiyatri hastası
arasında ise 7.500.00 kişi suç potansiyeli taşıdığı için acil
tedavi altına alınmak zorunda. Ancak bütün yatak sayısı 9000
olduğuna göre 7.500.000 kişi bu yataklara nasıl dağıtılacak.
Toplumlarda şizofreni görülme
oranı % 1'dir. Artan nüfusla beraber şu an ülkemizde 750.000
şizofren bulunmaktadır. Bu hastaların sadece bir kısmı tedavi
alırken çok büyük bir kısmı tedavi edilmemekte, hastalık
kronikleşmekte, böylece mahallelerde ve köylerde köy delisi,
mahalle delisi gibi adlandırılan ve aşağılanan bir kitle
oluşmaktadır. Bir kısmı evlerinde bodrumlarda veya ahırlarda
ayaklarından bağlanarak yaşatılmaktadır!
Ülkemizde bir kadının hayat boyu
depresyon geçirme oranı % 24, erkeklerde % 3'tür. Tedavi
edilmeyen depresyon vakalarının % 15'i intiharla
sonuçlanmaktadır.
Depresyon teşhisiyle tedavi
edilen hastaların %75'i kadın, % 25'i erkektir. Depresyonun en
yaygın olduğu yaş 30- 55 arasıdır. Meslek dağılımı olarak % 35
oranında ev hanımları başta gelmektedir. Ev hanımlarını % 18'le
işçi ve işçi emeklileri, % 15 memur ve memur emeklileri, % 12
özel sektör çalışanları, % 10 doğum öncesi ve sonrası
depresyonu, % 10 menapoz öncesi ve sonrası depresyonu olarak
sıralanmaktadır.
Ülkemizde 1.000.000
obsesif-kompulsif ( saplantı, takıntı,zorlantı bozukluğu)
yaşayan psikiyatri hastası bulunmaktadır.
Ülkemizde Anksiyetik ( Endişe,
kaygı, telaş, heyecan ) bozukluğu yaşayanların oranı % 20
şeklinde gerçekleşmiştir. Takıntılar, fobiler, panik bozukluk da
bu grubun içerisinde yer almaktadır. Bu grupta kadınlar % 65
erkekler % 35 paya sahiptir.
Ülkemizde kadınların % 70'i
düzenli olarak boşalmıyor. Hayatında hiç orgazm olmamış evli
kadınların oranı % 5- 8 arası değişmektedir. Ülkemizde her 10
babadan 9'u oğluyla cinselliği konuşmuyor. Erkeklerin % 10' u
son bir yıl içerisinde en az bir kez ereksiyon sorunu
yaşamıştır.
Cinsel birleşme öncesi,
erkeklerin % 20' sinde birleşme sırasında yaşayabileceği
performans kaygısı görülmektedir.
Türk erkeklerinde görülen en
büyük cinsel işlev sorunu % 35- % 40 oranlarındaki payıyla erken
boşalma sorunudur.
Cinsel kimlik bozukluğu
erkeklerde kadınlara oranla 20 kat fazla görülmektedir.
Erkeklerin en çok şikayet
ettikleri sorun ereksiyon sorunudur.
Erektil işlev bozukluğu erişkin
erkeklerin % 20- % 30' unda görülmektedir.
Erkeklerin yaşamları boyunca
herhangi bir cinsel işlev bozukluğuyla en az bir defa karşılaşma
oranı % 75 gibi yüksek bir orandadır.
Ankete katılan erkeklerin %
60'ına yakını karşılaştığı cinsel problemde eşinin de payı
olduğunu savunmakta, yardım almak yerine gizlemeyi tercih
etmektedir.
Erkeklerde görülen cinsel işlev
bozukluklarının % 65 psikolojik kökenli, % 35 ise genel bir
tıbbi sebeple ilişkilidir.
16- 24 yaş arsı gençlerin % 10'u
herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmıştır. Her
1000 trafik kazasından 5'i madde etkisi altında gerçekleşmiştir.
Ancak uyuşturucunun trafikte saptanamaması ve saptayan aletlerin
kullanılmaması durumu gizlemektedir.
Uyku bozukluklarında durum
İnsomnia (uykusuzluk %5) , Hipersomnia (aşırı uyku uyuma % 3),
Parasomnia ( Uyku bozuklukları ve gece korkuları % 8)
şeklindedir.
Türk kadınlarında anksiyeteyle
baş başa görülen ve çok ciddi anlamda tipik bir gelişmekte olan
ülke insanı hastalığı olan histeri, erkeklere oranla 20 kat
fazla görülmektedir. Tüm histeri hastalarının oranı % 10'dan az
olmamakla birlikte % 30'a kadar çıkmaktadır.
Ülkemizde özellikle şehrin
varoşlarında ve Anadolu'nun köylerinde yaşayan sosyal dünyadan
uzak ve baskı altında yaşayan kadınlar hastane ve doktoru bir
dışarı çıkma, sosyal hayata katılma şekli olarak gördüklerinden
diğer bir ifadeyle dış dünyaya karışmak için hasta taklidi
yaptıklarından dolayı hastane acillerini ve polikliniklerini
doldurmaktadırlar. Bu hem devlet hastanelerinde polikliniklerde
inanılmaz kuyruklar oluşturmakta hem de ülkemize ortalama yılda
3,5 milyar dolara mal olmaktadır.
Ülkemizde 750.000 mental hasta (
doğuştan zeka gerisi ) , 750.000 demans hastası ( yaşlılıkla
beraber aşırı unutkanlık ve bunama ) bulunmaktadır.