OKULLARDA ŞİDDET NEDEN TIRMANIYOR?
SUÇLU BİR TELEVİZYON DİZİSİ Mİ?
SUÇLU DEĞİŞEN SOSYAL VE KÜLTÜREL DEĞERLER Mİ?
SUÇLU EĞİTİM SİSTEMİ Mİ?
YOKSA SUÇLU UYUŞTURUCU MU?


Anahtar Kelimeler: "Şiddet, Lise öğrencileri, Çeteleşme, Uyuşturucu kullanımı, Eğitim Sistemi, Toplumun değişen yüzü"

   Şiddet; en genel tanımıyla ani, patlayan, dehşet uyandıran, beklenmeyen ve hukuksal yaptırımları olan bir davranıştır. Şiddetin; maruz kalan ve uygulayan olarak iki kısmı vardır. Fiziksel, psikolojik şiddet olarak iki genel şekilde anlatabileceğimiz gibi; dayak, işkence, yaralama, öldürme, darp, taciz, küfür, kötü söz, aşağılama… gibi her türlü davranış şiddettir.

   Son 3-4 aydır 15-17 yaş dönemi arasını kapsayan lise öğrencileri arasında özellikle medyada gördüğümüz kadarıyla genellikle çeteleşme ve uyuşturucunun öne çıktığı Liseli suçlarında bir tırmanış olduğu görülmektedir. Özellikle grup kavgaları ve yaralamalar dikkat çekmektedir. Lise dönemi 3 bölüme ayrılan ergenliğin ikinci ve en ağır dönemidir. Bu dönem salgılanan hormonlar gencin daha gergin, daha tutarsız daha dürtüsel ve risk almaya daha yatkın oldukları bir dönem. Ergenliğin en sıkıntılı yaşandığı, komplekslerin en ağır yaşandığı ve içsel çatışma oluşturdukları dönem. Aynı zamanda yaptığımız araştırmalar bu dönemin tüm madde kullanımının % 40'ının başladığı dönem olduğunu da gösteriyor. 2005 yılının verilerine göre 14-25 yaş arası gençler arası madde kullanım oranı % 12'dir.Burada en çok dikkat çekmek istediğim ise risk alma davranışının en çok yaşandığı dönem olması. Ne demek risk almak? Risk almak sonunun ne olacağını bilmediğin bir şeye evet demektir. Kaybedecek bir şeyi olmayanlar daha sık risk alırlar. Yani şiddete meyilli ya da bizzat şiddete adı karışmış gençlerin bu dönemde kaybedecek fazla şeyleri olmadığını söyleyebiliriz. Yani gelecekleri, aileleri, yaşamları onların gözünde değersizleşmiştir. Onları kaybetmeyi göze alarak riske evet derler. Burada karmaşık bir altyapı vardır ve çıplak gözle görmek çok zordur. Genellikle bu dönem ağır depresyon ve anksiyeteli bozukluklarla paralel sürmektedir.

   Anksiyeteli Bozukluklar (Obsesif Kompulsif Bozukluklar, Sosyal fobi, Fobiler, Panik bozukluk), Depresyon, Madde Kullanımı ve 2. dönem ergenliğin yapısının 16'lı yaşlardaki bir genci çok ağır bir bunalıma, çok ağır bir baskıya maruz bıraktığı; bu baskıyı atlatmak maksadıyla ani, patlayan ve acı veren davranışlara yönelttiği açıktır. İçindeki dayanılmaz çatışmayı bu şekilde ifade etmektedir. Bu ifade edişte görülen davranış kalıpları bir televizyon dizisini çağrıştırabilir. Ama bu o dizinin gençleri şiddete yönelttiği anlamına gelmez. Dizide izlenen davranış kalıbı ve söylemler taklit edilebilir. Ama gencin ilk etapta kişilik bozukluklarının, madde kullanımının, ya da doğuştan gelen "Dikkat eksikliği ve Hiperaktivitesinin" öğrenme bozukluklarının, depresyonunun, takıntı ve korkularının önüne geçilebilseydi, ikinci etap zaten yaşanmayacaktı. Kendini ya bir çetenin içinde, ya da bireysel anlamda şiddet davranışının içinde olan biri haline getirmeyecekti.

   Burada ailenin tutumu ve eğitimsizliği, Türk eğitim sistemi, ülkemizin ekonomik yetersizliği ve gençler için oluşturulması gereken sanat ve spor merkezlerinin azlığı, medyada şiddet içerikli yayınlar yapılması tabiki olayın bir boyutu ama liselilerin şiddete bulaşması daha kompleks ve daha derin bir konu.

   Şahsımın önerisi; ilkokul birinci sınıfta başlayarak sürekli hale getirilecek olan ruh sağlığı taramalarıdır. Psikolojik görüşmeler ve seminerler devamlılık arz etmelidir. Daha 7 yaşından başlayarak yapılacak kişilik eğitimi ile 17 yaşın temeli atılır. Bu kişilik eğitimleri ile daha çok küçükken empati kurmayı ve bir başkasının yerine kendilerini koymayı öğrenirler. Bu da bir başka kişiye acı vermemeyi öğretir. Ben ortalama eğitim seviyesi erkeklerde 4, kadınlarda 2 yıl olan halkımızdan çocukları için hiçbir şey beklemiyorum. Görev; sağlam bir ruh sağlığı politikasının ve uygulayıcılarınındır. Ücretsiz ve sürekli uygulamalar gerekmektedir. Geçici çözümlerle politika yapılmaz. Gençlere risk ve şiddet karşısında hayır diyebilecekleri ortamı ve altyapıyı sağlamak şarttır.

PSiKiYATRi BiR TIP ANABiLiM DALIDIR...

Ana Sayfa | Arif VERİMLİ Kimdir | Basında Arif VERİMLİ | Bilimsel Yazıları | Psikiyatriye Katkıları | Resimleri | İletişim


Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli'nin Resmi Sitesi

© 2007 - Bütün Telif Hakları Saklıdır.