Prof. Dr. Arif
Verimli:
Ani başlayan ve dönem dönem gelen, bunaltıcı bir korku hissinin
eşlik ettiği yoğun anksiyete (korku, kaygı, telaş, heyecan)
ataklarıdır.
Soru: Panik Atak
nedir?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Halk arasında “Panik atak” olarak bilinen hastalığın gerçek ismi
“Panik bozukluktur. Panik atak, panik bozuklukta görülen her bir
atağa verilen isimdir. Yani örneğin bir tespihin tamamı panik
bozukluksa, her bir tespih tanesi panik ataktır. Panik atakların bir
araya gelmesiyle tanımlanan hastalık Panik bozukluktur. Panik
bozukluk, kendiliğinden ve beklenmeyen bir anda ortaya çıkan panik
ataklarla teşhis edilen bir hastalıktır. Panik ataklar, çarpıntı,
ölecek gibi olma, aklını yitirecek gibi olma… gibi belirtilerin
eşlik ettiği, genellikle 1 saatten kısa süren şiddetli anksiyete ve
korku periyotlarıdır. Panik bozukluk anksiyeteli bozukluklar
içerisinde tanımlanan çok yaygın bir hastalıktır.
Soru: Panik Atak neden
ortaya çıkar? Panik bozukluğun ortaya çıkmasında hangi faktörler
etkilidir?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Panik ortaya çıkaran faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1-) Biyolojik
Faktörler:
Panik Atakla ilgili yapılan araştırmalar paniğin biyolojik
kökenlerini ortaya çıkarmıştır. Beyin yapısı ve beyin işlevlerinde
bir dizi biyolojik anormallikten dolayı panik oluştuğu saptanmıştır.
2-) Genetik Faktörler:
Birçok araştırmada panik bozukluk hastalarının birinci dereceden
akrabalarında panik riski bulunma riski diğerlerine göre 4 ila 8 kat
daha fazla olarak saptanmıştır. Ayrıca bir başka çalışmada panik
bozukluğun tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre daha
sık görülebildiği ortaya çıkmıştır.
3-) Psikososyal
etkenler:
Davranışçı yaklaşıma göre panik bozukluk anne-baba davranışının
modellenerek öğrenilmesi şeklinde oluştuğunu savunurlar.
Psikanalitik kuramlar ise; anksiyeteye yol açan dürtülere karşı
bedenin ortaya çıkardığı bir başarısız savunma olarak açıklarlar.
Soru: Panik bozukluğun
belirtileri nelerdir?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Çarpıntı, kalp atımlarında artma, terleme, titreme, nefes darlığı,
boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, göğüsün sıkışması ve
göğüs ağrısı, baş dönmesi, düşecekmiş-bayılacakmış gibi olma,
benliğinden ayrılıyormuş gibi olma, gerçeklerden kopma, kontrolü
kaybedecek ya da çıldıracak gibi olma, uyuşma-karıncalanma hissi,
sıcak basması, ölecekmiş gibi olma… Gibi belirtilerle teşhis edilir.
oru: Panik Atak
esnasında neler yaşanır?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
İlk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. İlk atak
beklenmedik bir anda ortaya çıkar. Panik atak sıklıkla 10 dakikalık
süreçte hızlıca yaşanır. Çarpıntı, kalp atımlarında artma, terleme,
titreme, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi,
göğüsün sıkışması ve göğüs ağrısı, baş dönmesi,
düşecekmiş-bayılacakmış gibi olma, benliğinden ayrılıyormuş gibi
olma, gerçeklerden kopma, kontrolü kaybedecek ya da çıldıracak gibi
olma, uyuşma-karıncalanma hissi, sıcak basması, ölecekmiş gibi olma…
Gibi belirtiler hızlıca yaşanır. Hastalar korkularının kaynağını
genellikle adlandıramazlar. Ataklar genellikle 25–30 dakika devam
eder. Bir atak esnasında hasta ikinci bir atak geçireceği
kaygısındadır. O anda yapılan bir muayenede konuşmada bozukluklar
ortaya çıkar.
Soru: Peki ama bu
saydığınız belirtiler bir kalp hastalığı ya da bir astım
hastalığında da olabilir. Ayırım nasıl yapılıyor?
Prof. Dr. Arif
Verimli: Bu
soru ülkemizdeki çok önemli bir sorunun anlaşılması için bir imkân
verdi. O da şu: Ülkemizde Tıp Fakültelerinde Psikiyatri dersi için
ayrılan süre 1 ay ve bir de staj dönemi. Ancak insanı insan yapan
değerlerin bilimi olan psikiyatri tıp öğrencilerine her sene ve
yoğun bir şekilde öğretilmelidir. Acildeki bir uzman gelen hastanın
kalp rahatsızlığı mı olduğunu astım hastası mı olduğunu bu şekilde
hızlıca anlayabilir. Ancak psikiyatri eğitiminin eksik kalması
maalesef teşhis için hekimleri pek çok tahlil ve tıbbi görüntülemeye
sevk etmektedir. Bunun da 1 yılda ülkemize maliyeti 5 milyar $ ‘dır.
Aslında Panik Bozukluk, teşhisi ve tedavisi tamamen mümkün bir
hastalıktır.
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Ülkemizde anksiyeteli bozuklukların görülme oranı % 15
civarlarındadır. Bunun % 3–4 oranında kısmını panik bozukluk
oluşturmaktadır. Ülkemizde çok yaygın görülen psikiyatrik
hastalıklardan biridir.
Soru: Panik bozukluğun
değişik tipleri var mıdır?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Panik Bozukluğu Agorafobili ve Agorafobisiz Panik Bozukluklar olarak
2’ye ayırabiliriz:
Agorafobi(Açık alan
korkusu) ile beraber devam eden Panik bozukluk: Agorafobi; beklenmedik
şekilde ve beklenmedik zamanda ortaya çıkacak bir panik atağın ya da
panik benzeri semptomların ortadan kalkması için yardım almanın ve
kaçmanın zor olacağı yerlerde bulunmaktan yoğun bir anksiyete duyma
şeklinde oluşan fobidir. Tek başına ev dışına çıkamama, açık ve
kalabalık alanda olamama, duraklarda sıra bekleyememe, köprü
üzerinde ya da trafikte olamama… Gibi örneklendirilebilir. Kalabalık
caddeler, kalabalık mağazalar, tüneller, köprüler, asansörler,
metrolar, uçaklar… Hasta için son derece kaçınılması gereken
uyaranlardır. Evden tek başlarına çıkamazlar. Mutlaka yakın birinin
eşlik etmesi için ısrarda bulunurlar.
Agorafobi bulunmayan
Panik bozukluk:
Yineleyen, beklenmedik panik atakların en az birini 1 ay süreyle
başka atakların olacağına dair yoğun bir anksiyete (kaygı), kontrolü
kaybetmeye yönelik yoğun üzüntü, alışılmış davranışlarda değişiklik
izler. Açık alan korkusunun görülmediği tiptir.
Soru: Panik Atağın
diğer psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkileri var mıdır?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Panik Atağın diğer psikiyatrik hastalıklarla ilişkisi;
Alkol-Madde Kullanım Bozukluğu
ve Panik Atak: Alkole bağlı bozukluğu olanların % 25-30’unda
panik bozukluğa rastlanmaktadır. Bazı Patik Atak hastaları
özellikle agorafobili panik bozukluk hastaları alkolü
hastalıklarından kurtulmak için ve kendilerini panik karşısında
rahatlattığı gerekçesiyle içtiklerini belirtirler. Ancak yapılan
araştırmalar, alkol kullanım bozukluğunun genellikle panik
bozukluktan önce görüldüğü ortaya çıkmıştır. Alkolle beraber
amfetamin, esrar, kokain, LCD, eroin, bağımlılık yapıcı haplar…
Gibi madde kullanım bozukluğu hastalarının büyük bir
çoğunluğunda panik bozukluk ve panik atak ortaya çıkmaktadır.
Uyum Bozuklukları’nda panik atak
rastlanan bir durumdur.
Panik Atak hastalığı Anksiyeteli
bozuklukları içerisinde yer alır ve anksiyeteyle doğrudan
ilişkilidir. Bilinmeyen bir anda gelecek panik atağa karşı yoğun
duyulan anksiyete (kaygı, telaş, heyecan) panik bozukluğun en
temel paydasıdır.
Evliliklerde panik bozukluk çok
ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Özellikle agorafobili panik
bozuklukta hasta yanında mutlaka çok yakının bulundurmak ister.
Bu çok zor ve sabır gerektiren bir süreçtir.
Soru: Panik Atak
hastalığının tedavisi nasıldır?
Prof. Dr. Arif
Verimli:
Panik Bozukluk Tedavisi tamamen mümkün bir hastalıktır. Tedavide en
önemli husus teşhistir. Bir panik atağı teşhis edebilmek tecrübe ve
bilgi birikimi gerektirir. Bir panik atağı teşhis ederken panik
bozuklukla kalp hastalıklarını, dâhiliye hastalıklarını, nöroloji
hastalıklarını, solunum yolları hastalıklarını karıştırmamak
gerekir. Hastaları gereksiz tahlil ve teşhisten uzak tutmak bir
hekimin görevidir. Çarpıntı, kalp atımlarında artma, terleme,
titreme, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi,
göğüsün sıkışması ve göğüs ağrısı, baş dönmesi,
düşecekmiş-bayılacakmış gibi olma, benliğinden ayrılıyormuş gibi
olma, gerçeklerden kopma, kontrolü kaybedecek ya da çıldıracak gibi
olma, uyuşma-karıncalanma hissi, sıcak basması, ölecekmiş gibi olma…
Gibi belirtiler bir hekimin aklına “Panik Atağı” mutlaka
getirmelidir. Teşhis doğru yapıldığı zaman tedavide 2 seçenek
vardır:
Farmakoterapi ( İlaç tedavisi) ve Psikoterapi (Özellikle
Bilişsel-Davranışçı Terapiler).
İlaç Tedavisi:
Hastalığın şiddetine göre uygulanan kombinasyonlar tedavide olumlu
sonuçlar verir. İlaç kullanımı en az 8–12 ay sürmelidir. Mevcut
bilgilerimiz panik bozukluğun süregen ve tekrarlayıcı bir hastalık
olduğunu, tedavi bırakıldığında atakların tekrarladığını
göstermektedir. Tedavisi başarılı olmuş bir panik bozukluğun ilaç
tedavisi bırakıldığında % 50 oranında tekrarladığına dair veriler
bulunmaktadır.
Psikoterapiler
(Bilişsel-Davranışçı Terapiler):
Bilişsel Terapi;
hastanın beyin bilgisayarında yanlış giden bir bilgi işlem
sürecinin doğru bilgiyle değiştirilerek davranış değişikliği
sağlanmasıdır. Panik bozukluk hastalarının genellikle
bilgi-işlem sürecindeki yanlış; paniğin tekrarı, kıyamet, ölüm
tehdidi, çıldırma korkusu… Şeklindedir.
Gevşeme Teknikleri;
Hastaya yoğun anksiyetesini kontrol etme öğretilir. Kas
gevşemesi için hekim bir takım teknik yöntemler öğretir. Hasta
panik atak esnasında bu tekniği uygulayarak gevşemeyi
sağlayabilir. Otojenik gevşemede hiç durmadan arka arkaya
şunları tekrar edin: kolum ağır-elim sıcak-nefesim sakin ve
düzenli-kalbim sakin ve düzenli-karnım sıcak-alnım serin.
Solunum Egzersizleri;
Panik atakları kontrol etmek için, panik atak henüz başlamadan,
başlayacağı hissedildiğinde hastanın başvurabileceği yöntemdir.
İyi bir nefes almak iyi bir nefes vermekle başlar. Ağır derin ve
sessiz olun. Nefes egzersizine başlamadan önce, sağ elinizi
göbeğinizin hemen altına koyun, sol elinizi göğsünüzün üzerine
koyun ve gözlerinizi kapatın. Nefes almadan önce ciğerinizi
iyice boşaltın. Yeni bir nefes almak için birkaç saniye
bekleyin. Ard arda iki derin nefes aldıktan sonra kesinlikle 4–5
kez de normal nefes alın. Tüm bu işlemleri günde 40 kez yapın ve
bunu alışkanlık haline getirin.
Davranışsal Terapi;
Bu teknik hastanın korktuğu uyarana karşı aşamalarla alışması ve
o uyarana karşı duyarsızlaşmasıdır. Hem dış uyaranlar hem de iç
uyaran ve korkularla ilgili uygulanan bir psikoterapi
yöntemidir.